25 Eylül 2012 Salı

4,5,6 Basamaklı Sayılar

Matematik dersine resmi olarak başladık bugün. İlk konumuz 4, 5, 6 basamaklı sayılar, bu sayıların bölükleri, basamakları, sayı ve basamak değerleri. Bizim sınıfta 3 basamaklı sayılar bile büyük sıkıntı olmuşken doğrusu bu büyük sayılardan gözüm korktu ilk başta :)
"Ne yapsam?" diye düşünürken basit bir abaküsle bu işi halletmeye karar verdim. Evdeki yumurta kartonlarını ve fasülyeleri kullanarak basit bir abaküs hazırladım.
30'luk kartonu 6 bölmeli 5 parçaya ayırdım. Her parçayı guaj boyayla boyadım. Her basamak için farklı renk kullandım. Böylece birbirinin aynı 5 tane abaküsüm oldu. 
Sınıfta önce tahtaya çizdiğimiz basamak tablosunda sayıları okuma, yazma, sayı ve basamak değerlerini belirleme çalışmaları yaptık. Sonra sınıfı 5 gruba ayırdım ve her gruba birer abaküs verdim. Gruptan bir öğrenci bölmelere dilediği kadar fasülye koydu. Diğerleri oluşan sayıyı okudu, deftere yazdı. Sayıyı okumak için her bölmedeki rakamın basamak değerini hesapladılar. Gruplardaki her öğrenci kendi sayısını oluşturana kadar etkinlik devam etti.
 Dersin son 15 dakikası yaptığımız bu etkinlik hem tekrar yapmamıza yaradı hem de zorlanan öğrencilere tek tek yardımcı olma fırsatı sağladı. Bazı öğrencilerim soyut matematik kavramlarında zorlanıyor. Bu öğrencilerim görerek, dokunarak sayıları oluştururken daha kolay kavrıyorlar.
 

Etkinlik süresince gruplardaki çocuklarım birbirlerine de yardım etti. Göz yaşartacak kadar sakin, bol katılımlı ve verimli bir 15 dakika geçirdik :) Etkinlik sonunda hepsi bu yeni oyunu çok sevdiğini söyledi. Bu da benim için güzel bir dönüt oldu. Şimdi bu abaküsleri sınıfta oluşturmayı planladığım eğlence köşesine koyacağım. Böylece dileyen, teneffüslerde sayılarla oynamaya devam edebilecek.

19 Eylül 2012 Çarşamba

İyi ki İskeletimiz Varmış :)

Fen ve Teknoloji dersimize de keyifli bir başlangıç yaptık. İlk ünitemiz Vücudumuz Bilmecesini Çözelim. İlk konumuz Destek ve Hareket. Kitabımızda yer alan bir etkinliği biraz daha keyifli hale getirdik. 
Önce tüm sınıfa A5 boyutunda kağıtlar dağıttım. Daha sonra geçen yıl yaptığımız oyun hamurundan uzaylıları düşünmelerini istedim. O uzaylıların dik durması için içlerine kürdandan iskeletler yapmıştık. Ancak bunu hatırlatmadım. 
Herkes kendinin modelini yapıp kestikten sonra "Şimdi kendinizi ayak uçlarınızdan tutup havaya kaldırın. Dik durabiliyor musunuz?" dedim. Gülüşmeler arasında ayılıp bayılan kağıt bebekleri havaya kaldırdılar. 
 
Sonra bebeklerin neden dik durmadığını sordum. Tekrar uzaylıları hatırlattım. Biraz düşündükten sonra İçlerinden biri "Bizim gibi kemikleri yok ki" dedi. Bir öğrencim "Onların da üstüne kürdan yapıştırsak dik dururlar" cevabını verdi. Nihayetinde kendilerine dağıttığım çöp şiş çubuklarını kağıttan modellerinin ön tarafına yapıştırdılar.  (Ön tarafa yapıştımamızın nedeni iskeleti vurgulayabilmekti)

Ardından bu tahtadan iskeletleri kırmızıya boyadık. Artık herkes dik durabiliyordu. Böylece iskeletin ilk görevi olan "Dik durmamızı sağlar" sonucuna vardık.




Ardından iskeletin bölümlerini kendi vücutlarımızda göstererek saydık. Önce sırayla, bağıra çağıra. Ardından ben karışık olarak herhangi bir bölüm adı sordum -örneğin göğüs kafesi- onlar kendi vücutlarında gösterdi. Bu oyundan keyif aldıklarını görünce bir süre devam ettik. Giderek hızlandık. Dans eder gibi hareket ettik. En nihayetinde bütün çocukları panomuza astık. Gerçi daha panolarımız da pek düzenli değil ama olsun :)
Bu arada bu ünite için bir poster de hazırlamıştım. O posteri de panoya astım. Ama üzerini doldurmaya vakit kalmadı. Aslında iyi de oldu. Bir dahaki dersin tekrarını da bu şekilde yapmış olacağız :)

İşte bu da posterimiz :)
 Eveet, sanırım bu derse de keyifli bir başlangıç yapabildik. Ne diyelim hepimize mutlu fen dersleri :)


18 Eylül 2012 Salı

Hepimiz Farklıyız

Nihayet tatil bitti :)
Gerçi sınıfımız daha tam toparlanmadı, çok işimiz var ama yavaş yavaş derslere başlıyoruz. 
Sosyal Bilgiler dersimizde ilk kazanımımız "Bireysel farklılıkları tanır ve
kabul eder." 
Ben de keyifli bir etkinlik hazırladım. Zaten üç senedir Hayat Bilgisi dersimizde tekrarlıyoruz bu konuyu. Basit bir etkinlik kağıdı hazırladım önce:
Her öğrenciye bundan birer tane dağıtmadan önce ön bilgilerimizi hatırladık. Bireysel özelliklerimizden, fiziksel ve kişilik özelliklerimizden bahsettik. Ardından herkes kendi resmini kağıdın ortasındaki çerçeveye yaptı ve konuşma balonlarını doldurdu. Severim - Sevmem, Yapabilirim - Yapamam. 

Önce mırın kırın ettiler. Nasıl çizelim kendi resmimizi diye. Ben de biraz zaman verdim. Yanındakilerle fiziksel özellikleri hakkında konuştular. "Senin saçın sarı, seni,n burnun şöyle, ağzın böyle" diye. Kısa bir sürede de çalışmaları bitirdiler. Önce ben kendi sevdiğim ve sevmediğim şeyleri, iyi yapabildiğim ve başarılı olamadığım konuları anlattım. Ardından istekli öğrencilerim (hepsi istekliydi ;) ) tahtaya çıkıp resmini bize gösterdi ve sevidiği, sevmediği, yapabildiği ve yapamadığı şeyleri bize anlattı. Sorular sorduk, güldük, konuştuk.
Son olarak da konuşan herkes çalışmasını kapımıza astı. Etkinlik süresince çocuklarım hem kendilerinden bahsetmenin keyfini yaşamış oldu -ki buna bayılıyorlar- hem hepsinin farklı olduğunu yaşayarak gözlemleyerek görmüş oldular. İyi oldukları ve çok da başarılı olmadıkları yönleri belirlerken kendilerini tanımış oldular. Hepsinin en güzel yaptığı resim kısmıydı. Bazıları konuşma balonlarını doldurmadı. Bazıları baştan savma yaptı. Ama büyük çoğunluk dürüstçe ve elinden geldiği kadar başarıyla etkinliği tamamladı. Böylece senenin ilk etkinliğini noktalamış olduk. Kapımız da pek güzel oldu :)



Herkese başarılı bir yıl dileriim :)


19 Nisan 2012 Perşembe

YAŞASIN 23 NİSAN!


Her yıl 23 Nisan yaklaştıkça beni heyecan sarıyor. Bir öğretmen olarak en sevdiğim bayramımız 23 Nisan. Hafta boyu çocuklarımla bayramdan ve Atatürk'ümüzden konuştuk. Şiirler yazdık, şarkılar söyledik. 
Pazartesi günü çocuklarımın etkinliklerde çekilmiş fotoğraflarından oluşan bir Atatürk portresi hazırlayıp panoya astım. "Resme dikkatli bakın" dedim. "Öğretmenim bunlar bizim fotoğraflarımız" diye şaşırdılar. "Atatürk sizsiniz çünkü" dedim. "Birlikte çalıştığınız zamanlarda Atatürk oluyorsunuz." dedim. Gözlerindeki parıltı ve sevinç bana bazı şeylerin boşa olmadığını gösterdi.
İşte Atatürk'ümüz
 Çocukların her bayramı ama özellikle 23 Nisan'ı coşkuyla yaşamasını çok önemsiyorum. 20 sene sonra okulla ilgili düşündüklerinde akıllarına gelecek şeyler bu etkinlikler ve bayramlar olsun istiyorum. Kendi sınıfım için zaten elimden geleni yapıyorum ya tüm çocuklara karşı sorumlu hissediyorum kendimi. 
Biz sınıfımızı salı günü süsledik. Daha doğrusu çocuklarım süsledi. Bugün de 2. sınıflar sabahtan süsleme yapıyordu. Bir ara baktım koridora kapılarının yanındaki duvara balonlar asıyorlar, "Bütün koridoru balonlarla, bayraklarla süsleyelim mi?" dedim. Öğretmenleri de kabul etti :)
Gerisi malum, curcuna, eğlence, neşe, gürültü ve yorgunluk...

 Öğleden sonra iki ders boyu çoluk çocuk uğraştık. Şarkılar söyleye söyleye fenerler yaptık, balonlar hazırladık. Herkes bir işin ucundan tuttu, hem eğlendik hem sonuçta kendimizle gurur duyduk. Yüzlerce balon şişti, bağlandı, yüzlerce fener hazırlandı, ipler bağlandı, öğrenciler oradan oraya koşturdu, bazıları işi gücü bırakıp oyuna daldı, kimi bağırdı, kimi şarkı söyledi, balon patladı, ip koptu derken son zil çaldığında çocuklarımız sonuçtan mutlu şekilde okuldan ayrıldı.
2, 3 ve 4. sınıfların hem öğretenleri hem öğrencilerinin hepsine tekrar teşekkürler :)
 Sonuç; harika bir koridor oldu :)
























Son olarak iki farklı fener yapımının fotoğrafı. Ben internetten buldum. 2. sınıftan itibaren çocuklar kolayca yapabilir :)