18 Kasım 2015 Çarşamba

Oryantiring İle Kitap Okuyoruz

Bu yıl sınıfça okumak için belirlediğimiz kitaplardan ilki Aysun Berktay ÖZMEN'in yazdığı Mavi Tutkunu Karga" adlı kitaptı. Kitapta mavi eşyalara tutkuyla bağlı olup gördüğü her mavi objeyi çalan bir karganın öyküsü anlatılıyor. Biz de kitabı okumadan önce bununla ilgili bir çalışmayla başlayalım dedik. Fikirler  fikirleri doğurdu ve ortaya keyifli ve heyecanlı bir macera çıktı. 
Önce çocuklarımızın her bir için bir A4 büyüklüğünde nesne resmi hazırladık. Gözlükler, şapkalar, ayakkabılar... Çocuklarımıza kitaptan hiç bahsetmeden objeleri maviye boyayıp güzelce kesmelerini istedik. 

Bütün objeler tamamlanınca hepsini toplayıp vurucu cümleyi sarfettik;"Aman çocuklar, bunlarla çok önemli bir etkinlik yapacağız. Sakın kaybolmasınlar" ardından hepsini kitaplığımıza koyduk. 
Aradan bir kaç gün geçince çocukların sınıfta olmadığı bir anda objeleri yerinden çalıp (bu kısım beni çok heyecanlandırdı) yerine çocukların halen tanımadığı kargamızın kocaman bir resmini parçalayarak (öğrenci sayısı kadar) hazırladığımız yapboz parçalarını bıraktık. Derse girince objelerin kaybolduğunu sınıfça farkettik, biraz da rol yeteneğimizi kullanarak tüm sınıfı bir güzel telaşlandırdık ve başladık sınıfın her yerinde objeleri aramaya. 
Tabii çok geçmeden birinin objelerimizi çaldığı ama yerine tuhaf bir yapboz bıraktığını farkettik. Hemen yapbozu çözmeye başladık. Ne hikmetse öğrenci sayımız kadar parça vardı ve herkes kendi parçasını yerine takarken hırsızımız yavaş yavaş ortaya çıkıyordu. 

Üzerinde "Ben kimim? Acaba neredeyim?" Mesajı yazılı resim tamamlanınca heyecan da giderek arttı. Tekrar eşelenip ipucu arayan miniklerimizle bu kez dört küme için hazırlanmış oryantiring haritaları ve bulmacayı çözmemize yarayacak parçaları bulduk. 

Bu bir labirent oryantiringiydi. Her grupta aynı parkur yani üzerinde bir takım sayıların yer aldığı bir labirent ve her grup için ayrı hazırlanmış birer harita vardı. Haritada her grubun parkurda yer alan hedeflerden hangilerine ve hangi sırayla gidecekleri gösteriliyordu. Son olarak her grupta bulmacayı çözecekleri bir anahtar vardı. Uygulama çok basit; her grup kendi haritasına göre hedeflerini buluyor, hedefte yazan sayıyı anahtardaki yerine yazıyor. Ardından her sayının alfabede karşılık geldiği harfi bulup yazıyor ve beş harfli bir sözcük buluyor. 
Bu aşama da neşeyle tamamlandı ve çocuklarımız birbirinden anlamsız dört kelimeyi buldular "ÜRETİ" "MATÖL" "YESİN" "DEYİM" 
Ne yapsak ne etsek derken bu kelimeleri birleştirmeye karar verdik ve "ÜRETİM ATÖLYESİNDEYİM" sözü çıktı ortaya. Hemen toparlandık ve okulumuzun üretim atölyesine gizemli hırsızımızı bulmaya gittik. Üretim atölyesine girince bizi bekleyen manzara herkesi çok heyecanlandırdı. Duvarda kocaman kargamız, hemen yanında ipe asılmış çalınmış objelerimiz ve altında da her birimizi bekleyen kitaplarımız. 


Hemen neşe içinde sınıfa koştuk. Kitaplarını hemen okumak için yalvaran çocuklarımızı tabii ki kırmadık ve bu muhteşem macerayı sessizce kitaplarımızı okuyarak tamamladık. 
Baştan sona çok keyifli bir macera oldu ve itiraf edeyim her şeyi planlayan kişi olduğum halde bir ara çocukların heyecanı bana da bulaştı. 
Bir kitabı okumaya başlamak için bugüne kadar yaptığımız en keyifli hazırlık etkinliğiydi.