8 Mayıs 2014 Perşembe

Okuyoruz, Eşliyoruz, Eğleniyoruz

Son günlerde okuma yazma çalışmalarımız rutine bağlanmış, oku-yaz-oku döngüsüne düşmüştük. Baktım ki ayaklarım okula geri geri gitmeye başladı dün akşam hemen oturup işe yeniden keyif katmak için bir iki materyal hazırladım. Kabus gibi bir şey etkinliksiz öğretmenlik onu da anlamış oldum ;) 
Seslerimiz bitti desem yalan olur ama okumaya geçtik. En azından çoğunluğumuz geçti. Seslerin bitişi için sene başında Nisan sonunu hedeflemiştik ama araya giren pek çok hesapsız durum yüzünden son iki sesimiz kaldı. Diyeceğim o ki artık herşeyi okuyoruz, yazmada biraz sıkıntımız olsa da durumumuz fena değil sanki. Şimdi artık bol çalışmayla pekiştirmek kalıyor geriye. 
Ben de bu tekrarların bir kısmını kavram grupları üzerinden yürütmeye karar verdim. Vücut bölümleri, meyveler, hayvanlar gibi. 
İlk etkinliğimiz Yağmur'un Vücudu. Önce 50X70 boyutunda kağıdıma bir kız resmi çizdim. Sevgili kızımla birlikte güzelce boyayıp renklendirdik. Kızın vücut bölümlerinden de oklar çıkararak posteri tamamladık. 



Ardından vücut bölümlerimizin isimleri yazılı kartlar hazırladım.  Bunları da normal A4'ten daha kalın bir kağıda çıktı aldım. Onları da tek tek kestim ve arkalarına minik mıknatıslar yapıştırdım. Bu mıknatıslar kızımın bir oyuncağından çıkmıştı ama reklam amaçlı buzdolabı magnetleri de kesilerek kullanılabilir. 


Sonra sıra eğlenceli kısma geliyor. Posteri tahtaya astım. Benim yazı tahtam emaye olduğu için mıknatıs kullanabiliyorum. Böyle bir imkan yoksa strafor üzerinde raptiye ile de kullanılabilir. Her çocuk sırayla kartlardan birini alıyor, üzerinde yazanı okuyor.  Benim sınıfımda okumada ciddi sıkıntısı olan miniklerim olduğu için herkese okuyabileceği bir sözcük yazılı kart seçerek ben verdim. 

Kartı okuyan poster üzerinde uygun yere yapıştırıyor ve yerine geçiyor. 



Tüm kartlar yerine yerleşince poster de tamamlanmış oluyor. 

Ben posteri tahtanın bir köşesine yapışık bıraktım. Tüm kartları da yerlerinden alıp yan tarafına dizdim. Miniklerim teneffüslerde de oynayabilsinler diye. Ama poster kalıcı şekilde yapılıp sınıf dekoruna da katılabilir elbette. Bir de aynı posterden her öğrenci için bir kes yapıştır çalışması hazırladım. Ben etkinliği yaptıktan sonra akıl ettiğim için ayrı bir çalışma ya da pek iyi durumda olmayanlar için performans görevi benzeri bir çalışma olarak kullanacağım. Ama tahtadaki poster yapılırken aynı anda çocuklar da kendi posterlerini kesip yapıştırarak yaparlarsa daha verimli olacaktır. Çalışmayı buraya tıklayarak indirebilirsiniz

İkinci etkinlik için Meraklı Minik dergisinin üzerinde hayvan resimleri olan kartlarını kullandım. Ben de her hayvanın isminin yazılı olduğu minik kartlar hazırlayıp kestim. Ardından resimli kartları yere dizdik. Elbette bir masa da bu iş için yeterince uygun olacaktır. Her miniğime hayvan isimleri yazılı kartlardan bir tane verdim. Önce kartlarını okudular. Daha önce dediğim gibi henüz okuyamayan birkaç miniğim olduğu için herkese seviyesine uygun kart gelsin diye böyle yaptım. Bu aşama sırası gelenin kutudan bir kart seçmesi şeklinde de olur. Hatta öylesi daha iyi olur. 


Ardından sırayla geldiler, kartlarında yazan hayvan ismini okuyup resminin altına koydular.  Bu aşama hepsi için çok keyifliydi. 










Elbet bunlar sadece birer fikir. Resimli kartlar internetten bulunacak birbirinden güzel küçük resimle kolayca hazırlanabilir, farklı dergilerden kesilebilir, her tür kavram grubu için örnekler çoğaltılabilir. Biz bugün uzunca bir aradan sonra yeniden çok eğlendik, herkes istekle elindekini okudu, arkadaşına yardım etti. Çocuklar sırada oturarak okuyup yazmak yerine tüm vücutlarını kullanabildikleri etkinliklere daha istekle katılıyor. Fotoğraflarda gördüğünüz, hevesle kartları okuyan miniklerin bazıları sıradan derslere bir sözcük okuması için yalvarılan çocuklardan örneğin ;) 

13 Nisan 2014 Pazar

Çürük Dişlerle Çıkarma

Matematik bizim için en keyifli ders. Yavaş yavaş çıkarma işlemine başlıyoruz. Son günlerde 20 içinde geriye sayma çalışmalarını hem yazılı hem sözlü bolca yapıyoruz. Elbette artık asıl işleme başlamanın zamanı geliyor. Tıpkı toplamada yaptığımız gibi önce bol bol oyun oynayacağız. Bunun için pinterestte geçen yıl görüp zihnimin bir köşesine yazdığım bir fotoğraftan yola çıkarak bir oyun seti hazırladım. 
Sistem kısaca şöylece işliyor;
Önce dişlerini çürüteceğimiz iki kızımızın resimlerini her öğrenci için çıktı alıp pvc, jelatin ya da poşet dosyayla kaplayarak tekrar kullanılabilir hale getiriyoruz. 

Çocuklar önce bir zar atıyor. Sonra 10 tane inci gibi dişi olan kızımızın dişlerinden zardaki sayı kadarını keçeli kalemle boyayarak çürütüyor. Kalan sağlam dişler sayılıyor. Kalanı bulma işini önce sözlü olarak yapıyoruz. 

İkinci aşamada diş çürütme işini çıkarma işlemi olarak çalışma kağıdımıza yazıyorlar. 



Son aşamada ise problem kağıtlarımızı kullanarak hem eğleniyor hem problem çözüyoruz. 
 
Çalışmaların fotoğrafları için anasınıfına giden kızım modellik yaptı. Fotoğraf işimiz bittikten sonra da diş çürütme işine keyifle devam etti. Kısaca bu çalışmamız eğlence garantili ;) 
Set içindeki tüm resimleri de ben çizdim. Bu yüzden kusurları için şimdiden özür dilerim. 
Çalışma kağıtlarını set halinde buraya tıklayarak indirebilirsiniz. 

2 Nisan 2014 Çarşamba

Kendi Kitabımızı Kendimiz Yazıyoruz

Yine muhteşem bir uygulama keşfettim :) Artık kendi resimli hikaye kitaplarımızı yazıyoruz. Uygulamamız StoryMaker. Appstore'dan ücretsiz olarak indirebilirsiniz ama tüm özelliklerini kullanabilmek için yaklaşık 9 lira ücret ödemek gerekiyor. 


Uygulama çok basit. Yeni bir hikaye yarat diyoruz ve karşımıza şöyle bir sayfa çıkıyor. 

Bu boş sayfa üzerine mekanlar, insanlar, yiyecekler vs kategoriler altındaki keyifli çöp adam çizimlerini ekleyerek hikayemizi oluşturup yazı ekleyebiliyoruz. Dilersek kendimiz çizim yapabiliyoruz ya da film rulomuzdan fotoğraf ekleyebiliyoruz. Hatta işimiz bittiğinde masalımızı okurken sesimizi kaydedip bir sesli kitap da elde edebiliriz. Ücretsiz sürümde tek bir masal kaydedebiliyor ve çıktı alamıyoruz. Sınırsız hikaye kaydedebilmek, uygulama üzerinden kolayca çıktı alabilmek ve ekstra çizimler için ücretli sürümü tavsiye ederim. 
Gelelim sınıfta nasıl kullandığımıza; 
İlk denememiz olduğu için ben önceden hikayenin resimlerini hazırladım. Ardından önce kahramanın adını belirlediler. Sonra her resim üzerine beraber konuşarak resimde olanları birer cümleyle dileyen kişinin söylemesini sağladım. 

 

Bizimki bir ilkokuma kitabı olacağından her sayfaya bir cümle olacak şekilde hazırladık. Uygulamada el yazısı fontu yok. Ama kullandığı font Comicsans ms benzeri bir font. Bu nedenle birinci sınıflara hiç sıkıntı yaratmıyor. 
Hikayemiz bitince resimlere bakarak yeniden okuduk. Sonra ben tahtaya el yazısı ile yazdım, onlar A4 kağıtlara yazıp resimlediler. Bunlar panomuzdaki yerlerini aldı. 

 

Sonra hikayemizi pdf formatında kaydedip sınıf duvarına asmak için çıktısını aldım. Tabii bu aşamada renkli çıktı çok daha keyifli bir sonuç verecektir. 

 

Son olarak hikayemizi her çocuğuma minik bir kitapçık olacak şekilde çoğaltıp dağıttım. Resimleri boyadılar, sayfaları kesip sıraladılar ve zımbaladık. Böylece herkesin elinde birlikte yazdığımız bir hikaye kitabı oldu :) 

 
 

İnsanın kendi yazdığı kitaptan daha zevkle okuyacağı başka şey var mıdır bilemem ;) biz bundan böyle metin çalışmalarımızı bu şekilde yapacağız. 

28 Mart 2014 Cuma

Keyifli Bir Afiş Çalışması; "Atam Sen Ölmedin"

Biz henüz "ö" sesindeyiz. Bugün hece ve sözcük çalışmalarımıza devam ederken sıra öl hecesi ve sözcüğüne geldi. Yazdık okuduk. Ama bir kızım beğenmedi. "Neden ölelim öğretmenim?" dedi. Haklı çocuk. Hemen onu aldık "ölme" yaptık. Bu -me ve -ma olumsuzluk ekleri bizim huysuzlarımız. Hiçbir şeye izin vermiyorlar diyerek keyifle kullanıyoruz onları. Ölme yazınca 10 Kasım için ezberledikleri minik şiiri hatırladılar. Hemen "Ata'm sen ölmedin" yazdık tahtaya. Onlar deftere yazarken de aklıma bir afiş hazırlamak geldi. 
Rulo kağıdımızı uzunca kesip masaya serdim. Tabii hepsi merakla üşüştü başıma. Sonra cümlemizi kırmızı keçeli ile kağıdın ortasına büyükçe yazdım. Ardından herkes sıraya girdi ve keçeli kalemle cümlemizi kağıdın her yerine yazdı. Elbet bir süre sonra baktım sıra işi uzayacak herkes bulduğu bir boşluğu kullanarak yazdı. 

 

 

Her cümleyi mavi renkli bulutlar içine aldım. Ardından Atatürk çıkartmalarını afişimizin her yerine yapıştırdık. "İşte Atatürk'ümüz! O bizim Atatürk'ümüz!" nidaları eşliğinde fotoğrafları da kalp içine aldık ve afişimizi tamamladık. 





Ardından da afişimizi gururla Atatürk köşemizin üst tarafına astık. 
Elbette basit belki paylaşmaya değmez bir etkinlik olduğunu düşünebilirsiniz. Ama paylaşmamın sebebi basit bir sözcüğü bile sınıf içinde keyifli ve verimli bir çalışmaya dönüştürebileceğimizi anlatmak. Bu sadece basit bir örnek. Üstelik sınıflara hazır afişler asmak yerine poster ve afişleri çocuklarımızla birlikte oluşturmak dikkat çekme ve kalıcı öğrenme için  çok daha etkili ve verimli oluyor.

7 Mart 2014 Cuma

Kedi Tom Bizim İçin Okuyor

Bugün neşeli bir tekrar etkinliği yaptık. Paylaşmak istedim hemen. 
Şu meşhur kedi Tom var ya telefonlarda. Her söylediğimizi dinleyip tekrar ediyor. Hafta sonu onu derste kullanmak geldi aklıma. 
Önce her miniğime bir cümle yazılı bir kağıt verdim. Herkes kendi cümlesini okudu, okuyamayanlara yardım edildi. Ardından sınıfta tam bir sessizlik ortamı sağladık. İpad ekranını projeksiyonla perdeye yansıtıp ses için de hoparlöre bağladım. Sırayla miniklerim gelip cümlelerini Tom'un yanında okudu. Ardından da kedinin o komik tekrarını dinleyip bol bol güldüler. 

 



Bu kadar basit! İki kazanımımız oldu bu etkinlikte. Birincisi hiç sıkılmadan sabah öğrendiğimiz sözcükleri tekrarladık. Hatta sıra kendilerine gelsin diye yerinde oturamadı bazıları. İkincisi, kedi sizi dinlerken eğer duraksarsanız hemen konuşmaya başlıyor. Yani cümleyi doğru tekrar etmesi için hızlı okumak gerekiyor. Böylece miniklerim Tom onları doğru anlasın diye cümlelerini hızlı hızlı okuyuverdiler. 
Hem eğlence hem tekrar için farklı bir yol arıyorsanız çocuklarınızı Tom'la da tanıştırın derim. Okumaya geçen minikler için kısacık tekerlemelerle hızlı okuma çalışmalarına da faydalı olacaktır. 
IOS tabanlı cihazlar için uygulamayı resme tıklayarak indirebilirsiniz.

Android cihazlar içinde buraya tıklayıp indirebilirsiniz. 

28 Şubat 2014 Cuma

Cebimizde Şekerlerle Problem Çözüyoruz

Matematikte toplama işlemiyle çalışmalara son hız devam ediyoruz. Ama artık işlem yaparken büyük sayının üstüne saymayı yavaş yavaş öğreteyim dedim. 
Önce yerlere serildik hep beraber. Ardından her miniğime beşer tane birim küp verdim. Bunlar bizim şekerlerimiz oldu. Önlerine birer de çizgisiz kağıt aldılar. Başladık problem çözmeye. 


Herkesin adı Güneş oldu bu sefer. Yeni isimlerini çok beğendiler. Problemlerimizin kalıbı Güneş'in şekerleri oldu. "Güneş'in 6 şekeri vardı. 4 tane de annesi verdi. Güneş'in kaç şekeri oldu?" Önce Güneş'in şekerlerinin çoğaldığından bahsettik ve toplama işlemi yapmamız gerektiğine karar verdik. 
Problemi tekrar söylerken Güneş'in önceden var olan şekerlerini cebimize koyduk ki bu cebimizdekiler hayali şekerlerdi. Annesinin verdiklerini de kağıdımızın üstüne koyduk bunlar da birim küplerimizdi. 


Ardından cebimizdeki şekerlerin üstüne kağıdımızdaki yani annemizin verdiği şekerleri sayıp sonuca ulaştık. İşlemi de kağıdımıza matematiksel ifade olarak yazıp problemi bitirdik. 



Biri hariç tüm problemlerimiz toplamı 10 eden sayılarla ilgiliydi. Böylece esas kazanımımızı da işlemiş olduk. Sonra baktım biraz kıpırdanmalar başladı. Son problemde gerçek şeker dağıttım hepsine. Hem afiyetle yedik hem problemi çözüp dersi noktaladık. 


Bu kadar kolay anlatınca sanmayın ilk problemde herkes olayı çözdü. "6 şeker cebinde. Bunları da üstüne sayalım"  dediğimde cebine bakan miniciklerim de oldu elbet ;) ama birkaç kereden sonra beni çok zorlayan üç öğrencim dışında hepsi işi kaptı. 
Bugüne kadar toplanacak sayıları zarda, domino taşlarında, krakerlerle, pullarla, kuru üzümlerle modelledik hep. Asla kuru kuru bir işlem yazıp parmakla saydırarak çözdürmedim. Toplamı bulurken de çoklukları bir araya getirip baştan saydık. Amacım toplama işleminin işlevini çocuklarıma kavratmaktı. Artık en kötü durumdaki bile işlemi yapamasa da toplama işleminin çoklukları bir araya getirmek olduğunu iyice öğrendi. Üstelik bir kez bile böyle bir tanım yapmadığım halde. 
Şimdi bol pratikle iyice hızlanma zamanı. Bu cepteki sayı konusunu bundan sonraki bütün çalışmalarımızda kullanacağız. Zihinden işlem yapmaya tamamen başlamak için bu bizim ikinci basamağımız. 
Bu arada dominolarla yaptığımız çalışmaların fotoğrafları da aşağıda ve kesinlikle ders boyu dikkati dağılmadan ve sıkılmadan işlem yapan çocukları garanti ediyorum ;) bardaktan bir taş çekip işlemi yazıyoruz. Noktaları sayıp toplayarak sonucu buluyoruz. Taşlarda sıfır da olduğu için toplamadaki etkisiz elemanı da tanımış oluyoruz.